Sayfa 593 · Cüz 30
Okuma tercihleri
Arapça tilâvet · Mişârî el-Afasî (ayet ayet)
سورة الغاشية
Sure 88 · Al-Ghashiyah
ف۪يهَا عَيْنٌ جَارِيَةٌۢ 12
12 Orada akan bir kaynak vardır.
ف۪يهَا سُرُرٌ مَرْفُوعَةٌۙ 13
13 (13-16) Orada yüksek tahtlar, konulmuş kadehler, sıra sıra yastıklar, serilmiş gösterişli yaygılar vardır.
وَاَكْوَابٌ مَوْضُوعَةٌۙ 14
14 (13-16) Orada yüksek tahtlar, konulmuş kadehler, sıra sıra yastıklar, serilmiş gösterişli yaygılar vardır.
وَنَمَارِقُ مَصْفُوفَةٌۙ 15
15 (13-16) Orada yüksek tahtlar, konulmuş kadehler, sıra sıra yastıklar, serilmiş gösterişli yaygılar vardır.
وَزَرَابِيُّ مَبْثُوثَةٌۜ 16
16 (13-16) Orada yüksek tahtlar, konulmuş kadehler, sıra sıra yastıklar, serilmiş gösterişli yaygılar vardır.
اَفَلَا يَنْظُرُونَ اِلَى الْاِبِلِ كَيْفَ خُلِقَتْ۠ 17
17 Deveye bakmıyorlar mı, nasıl yaratılmıştır!
وَاِلَى السَّمَٓاءِ كَيْفَ رُفِعَتْ۠ 18
18 Göğe bakmıyorlar mı, nasıl yükseltilmiştir!
وَاِلَى الْجِبَالِ كَيْفَ نُصِبَتْ۠ 19
19 Dağlara bakmıyorlar mı, nasıl dikilmişlerdir!
وَاِلَى الْاَرْضِ كَيْفَ سُطِحَتْ۠ 20
20 Yeryüzüne bakmıyorlar mı, nasıl yayılmıştır!
فَذَكِّرْ اِنَّـمَٓا اَنْتَ مُذَكِّرٌۜ 21
21 Artık sen öğüt ver! Sen ancak bir öğüt vericisin.
لَسْتَ عَلَيْهِمْ بِمُصَيْطِرٍۙ 22
22 Sen, onlar üzerinde bir zorba değilsin.
اِلَّا مَنْ تَوَلّٰى وَكَفَرَۙ 23
23 (23-24) Ancak, kim yüz çevirir, inkar ederse, Allah onu en büyük azaba uğratır.
فَيُعَذِّبُهُ اللّٰهُ الْعَذَابَ الْاَكْبَرَۜ 24
24 (23-24) Ancak, kim yüz çevirir, inkar ederse, Allah onu en büyük azaba uğratır.
اِنَّ اِلَيْنَٓا اِيَابَهُمْۙ 25
25 Şüphesiz onların dönüşü ancak bizedir.
ثُمَّ اِنَّ عَلَيْنَا حِسَابَهُمْ 26
26 Sonra onların sorguya çekilmesi de sadece bize aittir.
سورة الفجر
Sure 89 · Al-Fajr
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ
وَالْفَجْرِۙ 1
1 Tan yerinin ağarmasına andolsun,
وَلَيَالٍ عَشْرٍۙ 2
2 On geceye andolsun,
وَالشَّفْعِ وَالْوَتْرِۙ 3
3 Çifte ve teke andolsun,
وَالَّيْلِ اِذَا يَسْرِۚ 4
4 Geçip giden geceye andolsun (ki, müşrikler azaba uğrayacaklardır).
هَلْ ف۪ي ذٰلِكَ قَسَمٌ لِذ۪ي حِجْرٍۜ 5
5 Şüphesiz bunlarda, akıl sahibi bir kimse için üzerine yemin edilmeye değer bir özellik vardır.
اَلَمْ تَرَ كَيْفَ فَعَلَ رَبُّكَ بِعَادٍۙۖ 6
6 (6-10) (Ey Muhammed!) Rabbinin, (Hud'un kavmi) Ad'e, şehirler içinde benzeri kurulmamış olan, sütunlarla dolu İrem'e, vadide kayaları oyan (Salih'in kavmi) Semud'a, kazıklar sahibi Firavun'a ne yaptığını görmedin mi?
اِرَمَ ذَاتِ الْعِمَادِۙۖ 7
7 (6-10) (Ey Muhammed!) Rabbinin, (Hud'un kavmi) Ad'e, şehirler içinde benzeri kurulmamış olan, sütunlarla dolu İrem'e, vadide kayaları oyan (Salih'in kavmi) Semud'a, kazıklar sahibi Firavun'a ne yaptığını görmedin mi?
اَلَّت۪ي لَمْ يُخْلَقْ مِثْلُهَا فِي الْبِلَادِۙۖ 8
8 (6-10) (Ey Muhammed!) Rabbinin, (Hud'un kavmi) Ad'e, şehirler içinde benzeri kurulmamış olan, sütunlarla dolu İrem'e, vadide kayaları oyan (Salih'in kavmi) Semud'a, kazıklar sahibi Firavun'a ne yaptığını görmedin mi?
وَثَمُودَ الَّذ۪ينَ جَابُوا الصَّخْرَ بِالْوَادِۙۖ 9
9 (6-10) (Ey Muhammed!) Rabbinin, (Hud'un kavmi) Ad'e, şehirler içinde benzeri kurulmamış olan, sütunlarla dolu İrem'e, vadide kayaları oyan (Salih'in kavmi) Semud'a, kazıklar sahibi Firavun'a ne yaptığını görmedin mi?
وَفِرْعَوْنَ ذِي الْاَوْتَادِۙۖ 10
10 (6-10) (Ey Muhammed!) Rabbinin, (Hud'un kavmi) Ad'e, şehirler içinde benzeri kurulmamış olan, sütunlarla dolu İrem'e, vadide kayaları oyan (Salih'in kavmi) Semud'a, kazıklar sahibi Firavun'a ne yaptığını görmedin mi?
اَلَّذ۪ينَ طَغَوْا فِي الْبِلَادِۙۖ 11
11 (11-12) Bunlar şehirlerde azgınlık eden ve oralarda pek çok bozgunculuk çıkaran kimselerdi.
فَاَكْثَرُوا ف۪يهَا الْفَسَادَۙۖ 12
12 (11-12) Bunlar şehirlerde azgınlık eden ve oralarda pek çok bozgunculuk çıkaran kimselerdi.
فَصَبَّ عَلَيْهِمْ رَبُّكَ سَوْطَ عَذَابٍۙۖ 13
13 Bu yüzden Rabbin onların üzerine azap kamçısı yağdırdı.
اِنَّ رَبَّكَ لَبِالْمِرْصَادِۜ 14
14 Şüphesiz Rabbin, gözetlemededir.
Ayet meali