Sayfa 586 · Cüz 30
Okuma tercihleri
Arapça tilâvet · Mişârî el-Afasî (ayet ayet)
سورة عبس
Sure 80 · 'Abasa
يَوْمَ يَفِرُّ الْمَرْءُ مِنْ اَخ۪يهِۙ 34
34 (33-37) Kişinin kardeşinden, annesinden, babasından, eşinden ve çocuklarından kaçacağı gün kulakları sağır edercesine şiddetli ses geldiği vakit, işte o gün onlardan herkesin kendini meşgul edecek bir işi vardır.
وَاُمِّه۪ وَاَب۪يهِۙ 35
35 (33-37) Kişinin kardeşinden, annesinden, babasından, eşinden ve çocuklarından kaçacağı gün kulakları sağır edercesine şiddetli ses geldiği vakit, işte o gün onlardan herkesin kendini meşgul edecek bir işi vardır.
وَصَاحِبَتِه۪ وَبَن۪يهِۜ 36
36 (33-37) Kişinin kardeşinden, annesinden, babasından, eşinden ve çocuklarından kaçacağı gün kulakları sağır edercesine şiddetli ses geldiği vakit, işte o gün onlardan herkesin kendini meşgul edecek bir işi vardır.
لِكُلِّ امْرِئٍ مِنْهُمْ يَوْمَئِذٍ شَأْنٌ يُغْن۪يهِۜ 37
37 (33-37) Kişinin kardeşinden, annesinden, babasından, eşinden ve çocuklarından kaçacağı gün kulakları sağır edercesine şiddetli ses geldiği vakit, işte o gün onlardan herkesin kendini meşgul edecek bir işi vardır.
وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ مُسْفِرَةٌۙ 38
38 O gün birtakım yüzler vardır ki pırıl pırıl parlarlar,
ضَاحِكَةٌ مُسْتَبْشِرَةٌۚ 39
39 Gülerler, sevinirler.
وَوُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ عَلَيْهَا غَبَرَةٌۙ 40
40 O gün nice yüzler de vardır ki, toz toprak içindedirler.
تَرْهَقُهَا قَتَرَةٌۜ 41
41 Onları bir siyahlık bürür.
اُو۬لٰٓئِكَ هُـمُ الْكَفَرَةُ الْفَجَرَةُ 42
42 İşte onlar, kafirlerdir, günaha dalanlardır.
سورة التكوير
Sure 81 · At-Takwir
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ
اِذَا الشَّمْسُ كُـوِّرَتْۙۖ 1
1 Güneş, dürüldüğü zaman,
وَاِذَا النُّجُومُ انْكَدَرَتْۙۖ 2
2 Yıldızlar, bulanıp söndüğü zaman,
وَاِذَا الْجِبَالُ سُيِّرَتْۙۖ 3
3 Dağlar, yürütüldüğü zaman,
وَاِذَا الْعِشَارُ عُطِّلَتْۙۖ 4
4 Gebe develer salıverildiği zaman.
وَاِذَا الْوُحُوشُ حُشِرَتْۙۖ 5
5 Yaban hayatı yaşayan (irili ufaklı) tüm canlılar toplandığı zaman,
وَاِذَا الْبِحَارُ سُجِّرَتْۙۖ 6
6 Denizler kaynatıldığı zaman,
وَاِذَا النُّفُوسُ زُوِّجَتْۙۖ 7
7 Ruhlar (bedenlerle) eşleştirildiği zaman.
وَاِذَا الْمَوْءُ۫دَةُ سُئِلَتْۙ 8
8 (8-9) Diri diri gömülen kız çocuğunun, hangi günahtan ötürü öldürüldüğü sorulduğu zaman,
بِاَيِّ ذَنْبٍ قُتِلَتْۚ 9
9 (8-9) Diri diri gömülen kız çocuğunun, hangi günahtan ötürü öldürüldüğü sorulduğu zaman,
وَاِذَا الصُّحُفُ نُشِرَتْۙۖ 10
10 Amel defterleri açıldığı zaman,
وَاِذَا السَّمَٓاءُ كُشِطَتْۙۖ 11
11 Gökyüzü (yerinden) sıyrılıp koparıldığı zaman,
وَاِذَا الْجَح۪يمُ سُعِّرَتْۙۖ 12
12 Cehennem alevlendirildiği zaman,
وَاِذَا الْجَنَّةُ اُزْلِفَتْۙۖ 13
13 Cennet yaklaştırıldığı zaman,
عَلِمَتْ نَفْسٌ مَٓا اَحْضَرَتْۜ 14
14 Herkes önceden hazırlayıp getirdiği şeyleri bilecektir.
فَلَٓا اُقْسِمُ بِالْخُنَّسِۙ 15
15 (15-16) Andolsun, bir görünüp bir sinenlere, akıp gidip kaybolanlara,
اَلْجَوَارِ الْكُنَّسِۙ 16
16 (15-16) Andolsun, bir görünüp bir sinenlere, akıp gidip kaybolanlara,
وَالَّيْلِ اِذَا عَسْعَسَۙ 17
17 Andolsun, yöneldiği zaman geceye,
وَالصُّبْحِ اِذَا تَنَفَّسَۙ 18
18 Andolsun, aydınlandığı zaman sabaha ki,
اِنَّهُ لَقَوْلُ رَسُولٍ كَر۪يمٍۙ 19
19 (19-21) O (Kur'an), şüphesiz değerli, güçlü ve Arş'ın sahibi katında itibarlı, orada (meleklerce) itaat edilen, güvenilir bir elçinin (Cebrail'in) getirdiği sözdür.
ذ۪ي قُوَّةٍ عِنْدَ ذِي الْعَرْشِ مَك۪ينٍۙ 20
20 (19-21) O (Kur'an), şüphesiz değerli, güçlü ve Arş'ın sahibi katında itibarlı, orada (meleklerce) itaat edilen, güvenilir bir elçinin (Cebrail'in) getirdiği sözdür.
Ayet meali