Sayfa 585 · Cüz 30

Okuma tercihleri

Arapça tilâvet · Mişârî el-Afasî (ayet ayet)

A

سورة عبس

Sure 80 · 'Abasa

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

Abese · 1. ayet

عَبَسَ وَتَوَلّٰىۙ 1

1 (1-2) Kendisine o ama geldi diye Peygamber yüzünü ekşitti ve öteye döndü.

Abese · 2. ayet

اَنْ جَٓاءَهُ الْاَعْمٰىۜ 2

2 (1-2) Kendisine o ama geldi diye Peygamber yüzünü ekşitti ve öteye döndü.

Abese · 3. ayet

وَمَا يُدْر۪يكَ لَعَلَّهُ يَزَّكّٰىۙ 3

3 (Ey Muhammed!) Ne bilirsin, belki de o arınacak,

Abese · 4. ayet

اَوْ يَذَّكَّرُ فَتَنْفَعَهُ الذِّكْرٰىۜ 4

4 Yahut öğüt alacak da bu öğüt kendisine fayda verecek.

Abese · 5. ayet

اَمَّا مَنِ اسْتَغْنٰىۙ 5

5 Kendini muhtaç hissetmeyene gelince;

Abese · 6. ayet

فَاَنْتَ لَهُ تَصَدّٰىۜ 6

6 Sen, ona yöneliyorsun.

Abese · 7. ayet

وَمَا عَلَيْكَ اَلَّا يَزَّكّٰىۜ 7

7 (İstemiyorsa) onun arınmamasından sana ne!

Abese · 8. ayet

وَاَمَّا مَنْ جَٓاءَكَ يَسْعٰىۙ 8

8 (8-10) Allah'a karşı derin bir saygıyla korku içinde koşarak sana geleni ise bırakıp, ona aldırmıyorsun.

Abese · 9. ayet

وَهُوَ يَخْشٰىۙ 9

9 (8-10) Allah'a karşı derin bir saygıyla korku içinde koşarak sana geleni ise bırakıp, ona aldırmıyorsun.

Abese · 10. ayet

فَاَنْتَ عَنْهُ تَلَهّٰىۚ 10

10 (8-10) Allah'a karşı derin bir saygıyla korku içinde koşarak sana geleni ise bırakıp, ona aldırmıyorsun.

Abese · 11. ayet

كَلَّٓا اِنَّهَا تَذْكِرَةٌۚ 11

11 Hayır, böyle yapma! Çünkü bu (Kur'an) bir öğüttür.

Abese · 12. ayet

فَمَنْ شَٓاءَ ذَكَرَهُۢ 12

12 Dileyen ondan öğüt alır.

Abese · 13. ayet

ف۪ي صُحُفٍ مُكَرَّمَةٍۙ 13

13 (13-16) O, şerefli ve sadık yazıcı meleklerin elindeki yüksek, tertemiz ve çok değerli sahifelerdedir.

Abese · 14. ayet

مَرْفُوعَةٍ مُطَهَّرَةٍۙ 14

14 (13-16) O, şerefli ve sadık yazıcı meleklerin elindeki yüksek, tertemiz ve çok değerli sahifelerdedir.

Abese · 15. ayet

بِاَيْد۪ي سَفَرَةٍۙ 15

15 (13-16) O, şerefli ve sadık yazıcı meleklerin elindeki yüksek, tertemiz ve çok değerli sahifelerdedir.

Abese · 16. ayet

كِرَامٍ بَرَرَةٍۜ 16

16 (13-16) O, şerefli ve sadık yazıcı meleklerin elindeki yüksek, tertemiz ve çok değerli sahifelerdedir.

Abese · 17. ayet

قُتِلَ الْاِنْسَانُ مَٓا اَكْفَرَهُۜ 17

17 Kahrolası (inkarcı) insan! Ne nankördür o!

Abese · 18. ayet

مِنْ اَيِّ شَيْءٍ خَلَقَهُۜ 18

18 Allah, onu hangi şeyden yarattı?

Abese · 19. ayet

مِنْ نُطْفَةٍۜ خَلَقَهُ فَقَدَّرَهُۙ 19

19 Az bir sudan (meniden). Onu yarattı ve ona ölçülü bir şekil verdi.

Abese · 20. ayet

ثُمَّ السَّب۪يلَ يَسَّرَهُۙ 20

20 Sonra ona yolu kolaylaştırdı.

Abese · 21. ayet

ثُمَّ اَمَاتَهُ فَاَقْبَرَهُۙ 21

21 Sonra onu öldürdü ve kabre koydu.

Abese · 22. ayet

ثُمَّ اِذَا شَٓاءَ اَنْشَرَهُۜ 22

22 Sonra, dilediği vakit onu diriltir.

Abese · 23. ayet

كَلَّا لَمَّا يَقْضِ مَٓا اَمَرَهُۜ 23

23 Hayır, hayır o, Allah'ın kendisine emrettiğini yerine getirmedi. (İman etmedi.)

Abese · 24. ayet

فَلْيَنْظُرِ الْاِنْسَانُ اِلٰى طَعَامِه۪ۙ 24

24 Her şeyden önce insan, yediği yemeğine bir baksın!

Abese · 25. ayet

اَنَّا صَبَبْنَا الْمَٓاءَ صَباًّۙ 25

25 Gerçekten biz, yağmuru bol bol yağdırdık.

Abese · 26. ayet

ثُمَّ شَقَقْنَا الْاَرْضَ شَقاًّۙ 26

26 Sonra toprağı, iyiden iyiye yardık!

Abese · 27. ayet

فَاَنْبَتْنَا ف۪يهَا حَباًّۙ 27

27 (27-32) Böylece sizin ve hayvanlarınızın yararlanması için orada taneler, üzümler, yoncalar, zeytinler, hurmalıklar, sık ağaçlı bahçeler, meyveler ve otlaklar ortaya çıkardık.

Abese · 28. ayet

وَعِنَباً وَقَضْباًۙ 28

28 (27-32) Böylece sizin ve hayvanlarınızın yararlanması için orada taneler, üzümler, yoncalar, zeytinler, hurmalıklar, sık ağaçlı bahçeler, meyveler ve otlaklar ortaya çıkardık.

Abese · 29. ayet

وَزَيْتُوناً وَنَخْلاًۙ 29

29 (27-32) Böylece sizin ve hayvanlarınızın yararlanması için orada taneler, üzümler, yoncalar, zeytinler, hurmalıklar, sık ağaçlı bahçeler, meyveler ve otlaklar ortaya çıkardık.

Abese · 30. ayet

وَحَدَٓائِقَ غُلْباًۙ 30

30 (27-32) Böylece sizin ve hayvanlarınızın yararlanması için orada taneler, üzümler, yoncalar, zeytinler, hurmalıklar, sık ağaçlı bahçeler, meyveler ve otlaklar ortaya çıkardık.

Abese · 31. ayet

وَفَاكِهَةً وَاَباًّۙ 31

31 (27-32) Böylece sizin ve hayvanlarınızın yararlanması için orada taneler, üzümler, yoncalar, zeytinler, hurmalıklar, sık ağaçlı bahçeler, meyveler ve otlaklar ortaya çıkardık.

Abese · 32. ayet

مَتَاعاً لَكُمْ وَلِاَنْعَامِكُمْۜ 32

32 (27-32) Böylece sizin ve hayvanlarınızın yararlanması için orada taneler, üzümler, yoncalar, zeytinler, hurmalıklar, sık ağaçlı bahçeler, meyveler ve otlaklar ortaya çıkardık.

Abese · 33. ayet

فَاِذَا جَٓاءَتِ الصَّٓاخَّةُۘ 33

33 (33-37) Kişinin kardeşinden, annesinden, babasından, eşinden ve çocuklarından kaçacağı gün kulakları sağır edercesine şiddetli ses geldiği vakit, işte o gün onlardan herkesin kendini meşgul edecek bir işi vardır.