Sayfa 584 · Cüz 30

Okuma tercihleri

Arapça tilâvet · Mişârî el-Afasî (ayet ayet)

A

سورة النازعات

Sure 79 · An-Nazi'at

Naziat · 15. ayet

هَلْ اَتٰيكَ حَد۪يثُ مُوسٰىۢ 15

15 (Ey Muhammed!) Musa'nın haberi sana geldi mi?

Naziat · 16. ayet

اِذْ نَادٰيهُ رَبُّهُ بِالْوَادِ الْمُقَدَّسِ طُوًىۚ 16

16 Hani, Rabbi ona mukaddes Tuva vadisinde şöyle seslenmişti:

Naziat · 17. ayet

اِذْهَبْ اِلٰى فِرْعَوْنَ اِنَّهُ طَغٰىۘ 17

17 "Haydi Firavun'a git! Çünkü o azmıştır."

Naziat · 18. ayet

فَقُلْ هَلْ لَكَ اِلٰٓى اَنْ تَزَكّٰىۙ 18

18 "Ona de ki: İster misin (küfür ve isyanından) temizlenesin?

Naziat · 19. ayet

وَاَهْدِيَكَ اِلٰى رَبِّكَ فَتَخْشٰىۚ 19

19 Seni Rabbine ileteyim de O'na karşı derinden saygı duyup korkasın!"

Naziat · 20. ayet

فَاَرٰيهُ الْاٰيَةَ الْـكُبْرٰىۘ 20

20 Derken Musa ona en büyük mucizeyi gösterdi.

Naziat · 21. ayet

فَـكَذَّبَ وَعَصٰىۘ 21

21 Fakat o, Musa'yı yalanladı ve isyan etti.

Naziat · 22. ayet

ثُمَّ اَدْبَرَ يَسْعٰىۘ 22

22 Sonra sırt dönüp koşarak gitti.

Naziat · 23. ayet

فَحَشَرَ فَنَادٰىۘ 23

23 Hemen (adamlarını) topladı ve onlara seslendi:

Naziat · 24. ayet

فَقَالَ اَنَا۬ رَبُّكُمُ الْاَعْلٰىۘ 24

24 "Ben, sizin en yüce Rabbinizim!" dedi.

Naziat · 25. ayet

فَاَخَذَهُ اللّٰهُ نَكَالَ الْاٰخِرَةِ وَالْاُو۫لٰىۜ 25

25 Allah onu, ibret verici şekilde dünya ve ahiret cezasıyla cezalandırdı.

Naziat · 26. ayet

اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَعِبْرَةً لِمَنْ يَخْشٰىۜ۟ 26

26 Şüphesiz bunda Allah'tan sakınıp korkan kimseler için büyük bir ibret vardır.

Naziat · 27. ayet

ءَاَنْتُمْ اَشَدُّ خَلْقاً اَمِ السَّمَٓاءُۜ بَنٰيهَا۠ 27

27 (Ey inkarcılar!) Sizi yaratmak mı daha zor, yoksa göğü yaratmak mı? Onu Allah kurmuştur.

Naziat · 28. ayet

رَفَعَ سَمْكَهَا فَسَوّٰيهَاۙ 28

28 Onu yükseltmiş ve ona düzen ve ahenk vermiştir.

Naziat · 29. ayet

وَاَغْطَشَ لَيْلَهَا وَاَخْرَجَ ضُحٰيهَاۖ 29

29 O göğün gecesini karanlık yaptı, ışığını da çıkardı.

Naziat · 30. ayet

وَالْاَرْضَ بَعْدَ ذٰلِكَ دَحٰيهَاۜ 30

30 Ardından yeri düzenleyip döşedi.

Naziat · 31. ayet

اَخْرَجَ مِنْهَا مَٓاءَهَا وَمَرْعٰيهَاۖ 31

31 Ondan suyunu ve merasını çıkardı.

Naziat · 32. ayet

وَالْجِبَالَ اَرْسٰيهَاۙ 32

32 Dağları sağlam bir şekilde yerleştirdi.

Naziat · 33. ayet

مَتَاعاً لَكُمْ وَلِاَنْعَامِكُمْۜ 33

33 Bunları sizin için ve hayvanlarınız için bir yarar kaynağı yaptı.

Naziat · 34. ayet

فَاِذَا جَٓاءَتِ الطَّٓامَّةُ الْكُبْرٰىۘ 34

34 (34-35) En büyük felaket (kıyamet) geldiği zaman, o gün insan yaptıklarını hatırlar.

Naziat · 35. ayet

يَوْمَ يَتَذَكَّرُ الْاِنْسَانُ مَا سَعٰىۙ 35

35 (34-35) En büyük felaket (kıyamet) geldiği zaman, o gün insan yaptıklarını hatırlar.

Naziat · 36. ayet

وَبُرِّزَتِ الْجَح۪يمُ لِمَنْ يَرٰى 36

36 Cehennem, görenler için apaçık bir şekilde gösterilir.

Naziat · 37. ayet

فَاَمَّا مَنْ طَغٰىۙ 37

37 (37-39) Kim azgınlık eder ve dünya hayatını tercih ederse, şüphesiz, cehennem onun sığınağıdır.

Naziat · 38. ayet

وَاٰثَرَ الْحَيٰوةَ الدُّنْيَاۙ 38

38 (37-39) Kim azgınlık eder ve dünya hayatını tercih ederse, şüphesiz, cehennem onun sığınağıdır.

Naziat · 39. ayet

فَاِنَّ الْجَح۪يمَ هِيَ الْمَأْوٰىۜ 39

39 (37-39) Kim azgınlık eder ve dünya hayatını tercih ederse, şüphesiz, cehennem onun sığınağıdır.

Naziat · 40. ayet

وَاَمَّا مَنْ خَافَ مَقَامَ رَبِّه۪ وَنَهَى النَّفْسَ عَنِ الْهَوٰىۙ 40

40 (40-41) Kim de, Rabbinin huzurunda duracağından korkar ve nefsini arzularından alıkoyarsa, şüphesiz, cennet onun sığınağıdır.

Naziat · 41. ayet

فَاِنَّ الْجَنَّةَ هِيَ الْمَأْوٰىۜ 41

41 (40-41) Kim de, Rabbinin huzurunda duracağından korkar ve nefsini arzularından alıkoyarsa, şüphesiz, cennet onun sığınağıdır.

Naziat · 42. ayet

يَسْـَٔلُونَكَ عَنِ السَّاعَةِ اَيَّانَ مُرْسٰيهَاۜ 42

42 Sana, kıyametin ne zaman kopacağını soruyorlar.

Naziat · 43. ayet

ف۪يمَ اَنْتَ مِنْ ذِكْرٰيهَاۜ 43

43 Onu bilip söylemek nerede, sen nerede?

Naziat · 44. ayet

اِلٰى رَبِّكَ مُنْتَهٰيهَاۜ 44

44 Onun nihai bilgisi yalnız Rabbine aittir.

Naziat · 45. ayet

اِنَّمَٓا اَنْتَ مُنْذِرُ مَنْ يَخْشٰيهَاۜ 45

45 Sen, ancak ondan korkanları uyarıcısın.

Naziat · 46. ayet

كَاَنَّهُمْ يَوْمَ يَرَوْنَهَا لَمْ يَلْبَثُٓوا اِلَّا عَشِيَّةً اَوْ ضُحٰيهَا 46

46 Kıyameti gördükleri gün onlar, sanki dünyada ancak bir akşam, yahut bir kuşluk vakti kadar kalmış gibidirler.