Sayfa 580 · Cüz 29
Okuma tercihleri
Arapça tilâvet · Mişârî el-Afasî (ayet ayet)
سورة الانسان
Sure 76 · Al-Insan
وَمِنَ الَّيْلِ فَاسْجُدْ لَهُ وَسَبِّحْهُ لَيْلاً طَو۪يلاً 26
26 Gecenin bir kısmında O'na secde et; geceleyin de O'nu uzun uzadıya tespih et.
اِنَّ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ يُحِبُّونَ الْعَاجِلَةَ وَيَذَرُونَ وَرَٓاءَهُمْ يَوْماً ثَق۪يلاً 27
27 Şunlar (inanmayanlar) dünyayı tercih ediyorlar ve çetin bir günü arkalarına atıyorlar.
نَحْنُ خَلَقْنَاهُمْ وَشَدَدْنَٓا اَسْرَهُمْۚ وَاِذَا شِئْنَا بَدَّلْـنَٓا اَمْثَالَهُمْ تَبْد۪يلاً 28
28 Onları biz yarattık ve eklemlerini (birbirine) biz bağladık. Dilediğimizde (onları yok eder) yerlerine benzerlerini getiririz.
اِنَّ هٰذِه۪ تَذْكِرَةٌۚ فَمَنْ شَٓاءَ اتَّخَذَ اِلٰى رَبِّه۪ سَب۪يلاً 29
29 İşte bu bir öğüttür. Dileyen, Rabbine ulaştıran bir yol tutar.
وَمَا تَشَٓاؤُ۫نَ اِلَّٓا اَنْ يَشَٓاءَ اللّٰهُۜ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ عَل۪يماً حَك۪يماًۗ 30
30 Allah'ın dilemesi olmadıkça siz dileyemezsiniz. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
يُدْخِلُ مَنْ يَشَٓاءُ ف۪ي رَحْمَتِه۪ۜ وَالظَّالِم۪ينَ اَعَدَّ لَهُمْ عَذَاباً اَل۪يماً 31
31 O, dilediği kimseyi rahmetine sokar. Zalimlere ise elem dolu bir azap hazırlamıştır.
سورة المرسلات
Sure 77 · Al-Mursalat
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ
وَالْمُرْسَلَاتِ عُرْفاًۙ 1
1 (1-7) Ard arda gönderilenlere, kasırga gibi esenlere, hakkıyla yayanlara, hakkıyla ayıranlara, özür ya da uyarı olmak üzere öğüt bırakanlara andolsun ki, uyarıldığınız (Kıyamet) mutlaka gerçekleşecektir.
فَالْعَاصِفَاتِ عَصْفاًۙ 2
2 (1-7) Ard arda gönderilenlere, kasırga gibi esenlere, hakkıyla yayanlara, hakkıyla ayıranlara, özür ya da uyarı olmak üzere öğüt bırakanlara andolsun ki, uyarıldığınız (Kıyamet) mutlaka gerçekleşecektir.
وَالنَّاشِرَاتِ نَشْراًۙ 3
3 (1-7) Ard arda gönderilenlere, kasırga gibi esenlere, hakkıyla yayanlara, hakkıyla ayıranlara, özür ya da uyarı olmak üzere öğüt bırakanlara andolsun ki, uyarıldığınız (Kıyamet) mutlaka gerçekleşecektir.
فَالْفَارِقَاتِ فَرْقاًۙ 4
4 (1-7) Ard arda gönderilenlere, kasırga gibi esenlere, hakkıyla yayanlara, hakkıyla ayıranlara, özür ya da uyarı olmak üzere öğüt bırakanlara andolsun ki, uyarıldığınız (Kıyamet) mutlaka gerçekleşecektir.
فَالْمُلْقِيَاتِ ذِكْراًۙ 5
5 (1-7) Ard arda gönderilenlere, kasırga gibi esenlere, hakkıyla yayanlara, hakkıyla ayıranlara, özür ya da uyarı olmak üzere öğüt bırakanlara andolsun ki, uyarıldığınız (Kıyamet) mutlaka gerçekleşecektir.
عُذْراً اَوْ نُذْراًۙ 6
6 (1-7) Ard arda gönderilenlere, kasırga gibi esenlere, hakkıyla yayanlara, hakkıyla ayıranlara, özür ya da uyarı olmak üzere öğüt bırakanlara andolsun ki, uyarıldığınız (Kıyamet) mutlaka gerçekleşecektir.
اِنَّمَا تُوعَدُونَ لَوَاقِعٌۜ 7
7 (1-7) Ard arda gönderilenlere, kasırga gibi esenlere, hakkıyla yayanlara, hakkıyla ayıranlara, özür ya da uyarı olmak üzere öğüt bırakanlara andolsun ki, uyarıldığınız (Kıyamet) mutlaka gerçekleşecektir.
فَاِذَا النُّجُومُ طُمِسَتْۙ 8
8 Yıldızların ışığı söndürüldüğü zaman,
وَاِذَا السَّمَٓاءُ فُرِجَتْۙ 9
9 Gök yarıldığı zaman,
وَاِذَا الْجِبَالُ نُسِفَتْۙ 10
10 Dağlar ufalanıp savrulduğu zaman,
وَاِذَا الرُّسُلُ اُقِّتَتْۜ 11
11 Peygamberler için (ümmetlerine şahitlik etmek üzere) vakit belirlendiği zaman (kıyamet gerçekleşir).
لِاَيِّ يَوْمٍ اُجِّلَتْۜ 12
12 (Bu) hangi güne ertelenmiştir?
لِيَوْمِ الْفَصْلِۚ 13
13 Hüküm ve ayırım gününe.
وَمَٓا اَدْرٰيكَ مَا يَوْمُ الْفَصْلِۜ 14
14 Hüküm ve ayırım gününü sen ne bileceksin.
وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّب۪ينَ 15
15 O gün vay yalanlayanların haline!
اَلَمْ نُهْلِكِ الْاَوَّل۪ينَۜ 16
16 Biz öncekileri helak etmedik mi?
ثُمَّ نُتْبِعُهُمُ الْاٰخِر۪ينَ 17
17 Sonra arkadan gelenleri de onların peşine takacağız.
كَذٰلِكَ نَفْعَلُ بِالْمُجْرِم۪ينَ 18
18 Biz suçlulara işte böyle yaparız.
وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّب۪ينَ 19
19 O gün vay yalanlayanların haline!
Ayet meali