Sayfa 371 · Cüz 19
Okuma tercihleri
Arapça tilâvet · Mişârî el-Afasî (ayet ayet)
سورة الشعراء
Sure 26 · Ash-Shu'ara
وَاجْعَلْ ل۪ي لِسَانَ صِدْقٍ فِي الْاٰخِر۪ينَۙ 84
84 "Sonra gelecekler arasında beni doğrulukla anılanlardan kıl."
وَاجْعَلْن۪ي مِنْ وَرَثَةِ جَنَّةِ النَّع۪يمِۙ 85
85 "Beni Naim cennetinin varislerinden eyle."
وَاغْفِرْ لِاَب۪ٓي اِنَّهُ كَانَ مِنَ الضَّٓالّ۪ينَۙ 86
86 "Babamı da bağışla. Çünkü o gerçekten yolunu şaşıranlardandır."
وَلَا تُخْزِن۪ي يَوْمَ يُبْعَثُونَۙ 87
87 "(Kulların) diriltilecekleri gün beni utandırma!"
يَوْمَ لَا يَنْفَعُ مَالٌ وَلَا بَنُونَۙ 88
88 "O gün ki ne mal fayda verir ne oğullar!"
اِلَّا مَنْ اَتَى اللّٰهَ بِقَلْبٍ سَل۪يمٍۜ 89
89 "Allah'a arınmış bir kalp ile gelen başka."
وَاُزْلِفَتِ الْجَنَّةُ لِلْمُتَّق۪ينَۙ 90
90 Cennet, Allah'a karşı gelmekten sakınanlara yaklaştırılacak.
وَبُرِّزَتِ الْجَح۪يمُ لِلْغَاو۪ينَۙ 91
91 (91-93) Cehennem de azgınlara gösterilecek ve onlara, "Allah'ı bırakıp da tapmakta olduklarınız nerede? Size yardım ediyorlar mı veya kendilerini kurtarabiliyorlar mı?" denilecek.
وَق۪يلَ لَهُمْ اَيْنَ مَا كُنْتُمْ تَعْبُدُونَۙ 92
92 (91-93) Cehennem de azgınlara gösterilecek ve onlara, "Allah'ı bırakıp da tapmakta olduklarınız nerede? Size yardım ediyorlar mı veya kendilerini kurtarabiliyorlar mı?" denilecek.
مِنْ دُونِ اللّٰهِۜ هَلْ يَنْصُرُونَكُمْ اَوْ يَنْتَصِرُونَۜ 93
93 (91-93) Cehennem de azgınlara gösterilecek ve onlara, "Allah'ı bırakıp da tapmakta olduklarınız nerede? Size yardım ediyorlar mı veya kendilerini kurtarabiliyorlar mı?" denilecek.
فَكُبْكِبُوا ف۪يهَا هُمْ وَالْغَاوُ۫نَۙ 94
94 (94-95) Artık onlar ve o azgınlar ile İblis'in askerleri hepsi birden tepetakla oraya atılırlar.
وَجُنُودُ اِبْل۪يسَ اَجْمَعُونَۜ 95
95 (94-95) Artık onlar ve o azgınlar ile İblis'in askerleri hepsi birden tepetakla oraya atılırlar.
قَالُوا وَهُمْ ف۪يهَا يَخْتَصِمُونَۙ 96
96 Orada onlar taptıklarıyla çekişerek şöyle derler:
تَاللّٰهِ اِنْ كُنَّا لَف۪ي ضَلَالٍ مُب۪ينٍۙ 97
97 "Allah'a andolsun! Biz gerçekten apaçık bir sapıklık içindeymişiz."
اِذْ نُسَوّ۪يكُمْ بِرَبِّ الْعَالَم۪ينَ 98
98 "Çünkü sizi, alemlerin Rabbi ile bir tutuyorduk."
وَمَٓا اَضَلَّـنَٓا اِلَّا الْمُجْرِمُونَ 99
99 "Bizi ancak (önderlerimiz olan) suçlular saptırdı."
فَمَا لَنَا مِنْ شَافِع۪ينَۙ 100
100 "İşte bu yüzden bizim şefaatçilerimiz yok."
وَلَا صَد۪يقٍ حَم۪يمٍ 101
101 "Candan bir dostumuz da yok."
فَلَوْ اَنَّ لَنَا كَرَّةً فَنَكُونَ مِنَ الْمُؤْمِن۪ينَ 102
102 "Keşke (dünyaya) bir dönüşümüz olsa da inananlardan olsak."
اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَاٰيَةًۜ وَمَا كَانَ اَكْثَرُهُمْ مُؤْمِن۪ينَ 103
103 Elbet bunda bir ibret vardır. Onların çoğu iman etmiş değillerdi.
وَاِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ الْعَز۪يزُ الرَّح۪يمُ۟ 104
104 Şüphesiz senin Rabbin, mutlak güç sahibi olandır, çok merhametli olandır.
كَذَّبَتْ قَوْمُ نُوحٍۨ الْمُرْسَل۪ينَۚ 105
105 Nuh'un kavmi de Peygamberleri yalanladı.
اِذْ قَالَ لَهُمْ اَخُوهُمْ نُوحٌ اَلَا تَتَّقُونَۚ 106
106 Hani kardeşleri Nuh, onlara şöyle demişti: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?"
اِنّ۪ي لَكُمْ رَسُولٌ اَم۪ينٌۙ 107
107 "Şüphesiz ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim."
فَاتَّقُوا اللّٰهَ وَاَط۪يعُونِۚ 108
108 "Artık Allah'a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin."
وَمَٓا اَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ اَجْرٍۚ اِنْ اَجْرِيَ اِلَّا عَلٰى رَبِّ الْعَالَم۪ينَۚ 109
109 "Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ücretim ancak alemlerin Rabbi olan Allah'a aittir."
فَاتَّقُوا اللّٰهَ وَاَط۪يعُونِۜ 110
110 "O halde, Allah'a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin!"
قَالُٓوا اَنُؤْمِنُ لَكَ وَاتَّبَعَكَ الْاَرْذَلُونَۜ 111
111 Dediler ki: "Sana hep aşağılık kimseler uymuş iken, biz hiç sana inanır mıyız?"
Ayet meali