Sayfa 452 · Cüz 23
Okuma tercihleri
Arapça tilâvet · Mişârî el-Afasî (ayet ayet)
سورة الصافات
Sure 37 · As-Saffat
مَا لَـكُمْ۠ كَيْفَ تَحْكُمُونَ 154
154 Neyiniz var? Nasıl hüküm veriyorsunuz!
اَفَلَا تَذَكَّرُونَۚ 155
155 Hiç düşünmüyor musunuz?
اَمْ لَـكُمْ سُلْطَانٌ مُب۪ينٌۙ 156
156 Yoksa sizin apaçık bir deliliniz mi var?
فَأْتُوا بِكِتَابِكُمْ اِنْ كُنْتُمْ صَادِق۪ينَ 157
157 Eğer doğru söyleyen kimseler iseniz getirin (bu delili içeren) kitabınızı!
وَجَعَلُوا بَيْنَهُ وَبَيْنَ الْجِنَّةِ نَسَباًۜ وَلَقَدْ عَلِمَتِ الْجِنَّةُ اِنَّهُمْ لَمُحْضَرُونَۙ 158
158 Allah ile cinler arasında da nesep bağı kurdular. Oysa cinler de kendilerinin Allah'ın huzuruna getirileceklerini bilirler.
سُبْحَانَ اللّٰهِ عَمَّا يَصِفُونَۙ 159
159 Allah, onların nitelendirdiği şeylerden uzaktır, yücedir.
اِلَّا عِبَادَ اللّٰهِ الْمُخْلَص۪ينَ 160
160 Ancak Allah'ın ihlaslı kulları bunlar gibi değildir.
فَاِنَّكُمْ وَمَا تَعْبُدُونَۙ 161
161 (161-163) (Ey müşrikler!) Ne siz ve ne de taptıklarınız, cehenneme gireceklerden başkasını kandırıp Allah'ın yolundan saptırabilirsiniz.
مَٓا اَنْتُمْ عَلَيْهِ بِفَاتِن۪ينَۙ 162
162 (161-163) (Ey müşrikler!) Ne siz ve ne de taptıklarınız, cehenneme gireceklerden başkasını kandırıp Allah'ın yolundan saptırabilirsiniz.
اِلَّا مَنْ هُوَ صَالِ الْجَح۪يمِ 163
163 (161-163) (Ey müşrikler!) Ne siz ve ne de taptıklarınız, cehenneme gireceklerden başkasını kandırıp Allah'ın yolundan saptırabilirsiniz.
وَمَا مِنَّٓا اِلَّا لَهُ مَقَامٌ مَعْلُومٌ 164
164 (Melekler derler ki:) "Bizim her birimizin bilinen bir makamı vardır."
وَاِنَّا لَنَحْنُ الصَّٓافُّونَۚ 165
165 "Şüphesiz biz (orada) saf duranlarız."
وَاِنَّا لَنَحْنُ الْمُسَبِّحُونَ 166
166 "Şüphesiz biz (Allah'ı) tespih edip yüceltenleriz."
وَاِنْ كَانُوا لَيَقُولُونَۙ 167
167 (167-169) Müşrikler) şunu da söylüyorlardı: "Eğer yanımızda öncekilere verilen kitaplardan bir kitap olsaydı, elbette biz ihlaslı kullar olurduk."
لَوْ اَنَّ عِنْدَنَا ذِكْراً مِنَ الْاَوَّل۪ينَۙ 168
168 (167-169) Müşrikler) şunu da söylüyorlardı: "Eğer yanımızda öncekilere verilen kitaplardan bir kitap olsaydı, elbette biz ihlaslı kullar olurduk."
لَـكُنَّا عِبَادَ اللّٰهِ الْمُخْلَص۪ينَ 169
169 (167-169) Müşrikler) şunu da söylüyorlardı: "Eğer yanımızda öncekilere verilen kitaplardan bir kitap olsaydı, elbette biz ihlaslı kullar olurduk."
فَـكَفَرُوا بِه۪ۚ فَسَوْفَ يَعْلَمُونَ 170
170 Fakat (kitap gelince) onu inkar ettiler. Yakında (sonlarının ne olacağını) bilecekler.
وَلَقَدْ سَبَقَتْ كَلِمَتُنَا لِعِبَادِنَا الْمُرْسَل۪ينَۚ 171
171 Andolsun, peygamber olarak gönderilen kullarımız hakkında şu sözümüz geçmişti:
اِنَّهُمْ لَهُمُ الْمَنْصُورُونَۖ 172
172 "Onlara mutlaka yardım edilecektir."
وَاِنَّ جُنْدَنَا لَهُمُ الْغَالِبُونَ 173
173 "Şüphesiz ordularımız galip gelecektir."
فَتَوَلَّ عَنْهُمْ حَتّٰى ح۪ينٍۙ 174
174 O halde, bir süreye kadar onlardan yüz çevir
وَاَبْصِرْهُمْ فَسَوْفَ يُبْصِرُونَ 175
175 Gözetle onları, yakında onlar da görecekler.
اَفَبِعَذَابِنَا يَسْتَعْجِلُونَ 176
176 Yoksa onlar azabımızı acele mi istiyorlar?
فَاِذَا نَزَلَ بِسَاحَتِهِمْ فَسَٓاءَ صَبَاحُ الْمُنْذَر۪ينَ 177
177 Fakat azabımız onların yurtlarına indiğinde, o uyarılmış olanların sabahı ne kötü olur!
وَتَوَلَّ عَنْهُمْ حَتّٰى ح۪ينٍۙ 178
178 Ey Muhammed! Bir süreye kadar onlardan yüz çevir.
وَاَبْصِرْ فَسَوْفَ يُبْصِرُونَ 179
179 (Bekle ve) gör. Onlar da yakında görecekler.
سُبْحَانَ رَبِّكَ رَبِّ الْعِزَّةِ عَمَّا يَصِفُونَۚ 180
180 Senin Rabbin; kudret ve şeref sahibi olan Rab, onların nitelendirdiği şeylerden uzaktır, yücedir.
وَسَلَامٌ عَلَى الْمُرْسَل۪ينَۚ 181
181 Peygamberlere selam olsun.
وَالْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ 182
182 Hamd, alemlerin Rabbi olan Allah'a mahsustur.
Ayet meali