Sayfa 368 · Cüz 19

Okuma tercihleri

Arapça tilâvet · Mişârî el-Afasî (ayet ayet)

A

سورة الشعراء

Sure 26 · Ash-Shu'ara

Şuara · 20. ayet

قَالَ فَعَلْتُـهَٓا اِذاً وَاَنَا۬ مِنَ الضَّٓالّ۪ينَۜ 20

20 Musa, şöyle dedi: "Ben onu, o vakit kendimi kaybetmiş bir halde iken (istemeyerek) yaptım."

Şuara · 21. ayet

فَفَرَرْتُ مِنْكُمْ لَمَّا خِفْتُكُمْ فَوَهَبَ ل۪ي رَبّ۪ي حُكْماً وَجَعَلَن۪ي مِنَ الْمُرْسَل۪ينَ 21

21 "Sizden korktuğum için de hemen aranızdan kaçtım. Derken, Rabbim bana hüküm ve hikmet bahşetti de beni peygamberlerden kıldı."

Şuara · 22. ayet

وَتِلْكَ نِعْمَةٌ تَمُنُّهَا عَلَيَّ اَنْ عَبَّدْتَ بَن۪ٓي اِسْرَٓائ۪لَۜ 22

22 "Senin başıma kaktığın bu nimet (gerçekte) İsrailoğullarını köleleştirmen(in neticesi)dir."

Şuara · 23. ayet

قَالَ فِرْعَوْنُ وَمَا رَبُّ الْعَالَم۪ينَ 23

23 Firavun, "Alemlerin Rabbi de nedir?" dedi.

Şuara · 24. ayet

قَالَ رَبُّ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَاۜ اِنْ كُنْتُمْ مُوقِن۪ينَ 24

24 Musa, "O, göklerin ve yerin ve her ikisi arasında bulunan her şeyin Rabbidir. Eğer gerçekten inanırsanız bu böyledir."

Şuara · 25. ayet

قَالَ لِمَنْ حَوْلَـهُٓ اَلَا تَسْتَمِعُونَ 25

25 Firavun, etrafındakilere (alaycı bir ifade ile) "dinlemez misiniz?" dedi.

Şuara · 26. ayet

قَالَ رَبُّكُمْ وَرَبُّ اٰبَٓائِكُمُ الْاَوَّل۪ينَ 26

26 Musa, "O, sizin de Rabbiniz, geçmiş atalarınızın da Rabbidir" dedi.

Şuara · 27. ayet

قَالَ اِنَّ رَسُولَكُمُ الَّـذ۪ٓي اُرْسِلَ اِلَيْكُمْ لَمَجْنُونٌ 27

27 Firavun, "Bu size gönderilen peygamberiniz, şüphesiz delidir" dedi.

Şuara · 28. ayet

قَالَ رَبُّ الْمَشْرِقِ وَالْمَغْرِبِ وَمَا بَيْنَهُمَاۜ اِنْ كُنْتُمْ تَعْقِلُونَ 28

28 Musa, "O, doğunun da batının da ve ikisi arasındaki her şeyin de Rabbidir. Eğer düşünüyorsanız bu, böyledir" dedi.

Şuara · 29. ayet

قَالَ لَئِنِ اتَّخَذْتَ اِلٰهاً غَيْر۪ي لَاَجْعَلَنَّكَ مِنَ الْمَسْجُون۪ينَ 29

29 Firavun, "Eğer benden başka bir ilah edinirsen, andolsun seni zindana atılanlardan ederim."

Şuara · 30. ayet

قَالَ اَوَلَوْ جِئْتُكَ بِشَيْءٍ مُب۪ينٍ 30

30 Musa, "Sana apaçık bir delil getirmiş olsam da mı?" dedi.

Şuara · 31. ayet

قَالَ فَأْتِ بِه۪ٓ اِنْ كُنْتَ مِنَ الصَّادِق۪ينَ 31

31 Firavun, "Doğru söyleyenlerden isen haydi getir onu," dedi.

Şuara · 32. ayet

فَاَلْقٰى عَصَاهُ فَاِذَا هِيَ ثُعْبَانٌ مُب۪ينٌۚ 32

32 Bunun üzerine Musa, asasını attı, bir de ne görsünler, asa açıkça kocaman bir yılan olmuş.

Şuara · 33. ayet

وَنَزَعَ يَدَهُ فَاِذَا هِيَ بَيْضَٓاءُ لِلنَّاظِر۪ينَ۟ 33

33 Elini koynundan çıkardı, bir de ne görsünler, bakanlara bembeyaz olmuş.

Şuara · 34. ayet

قَالَ لِلْمَلَأِ حَوْلَـهُٓ اِنَّ هٰذَا لَسَاحِرٌ عَل۪يمٌۙ 34

34 Firavun, çevresindeki ileri gelenlere, "Şüphesiz bu, bilgin bir sihirbazdır" dedi.

Şuara · 35. ayet

يُر۪يدُ اَنْ يُخْرِجَكُمْ مِنْ اَرْضِكُمْ بِسِحْرِه۪ۗ فَمَاذَا تَأْمُرُونَ 35

35 "Sizi, yaptığı sihirle, yurdunuzdan çıkarmak istiyor. Ne dersiniz?"

Şuara · 36. ayet

قَالُٓوا اَرْجِهْ وَاَخَاهُ وَابْعَثْ فِي الْمَدَٓائِنِ حَاشِر۪ينَۙ 36

36 Dediler ki: "Onu ve kardeşini alıkoy. Şehirlere de toplayıcı adamlar gönder."

Şuara · 37. ayet

يَأْتُوكَ بِكُلِّ سَحَّارٍ عَل۪يمٍ 37

37 "Sana bütün usta sihirbazları getirsinler."

Şuara · 38. ayet

فَجُمِعَ السَّحَرَةُ لِم۪يقَاتِ يَوْمٍ مَعْلُومٍۙ 38

38 Böylece sihirbazlar, belli bir günün belirlenen bir vaktinde bir araya getirildiler.

Şuara · 39. ayet

وَق۪يلَ لِلنَّاسِ هَلْ اَنْتُمْ مُجْتَمِعُونَۙ 39

39 İnsanlara da "Siz de toplanır mısınız?" denildi.