Sayfa 342 · Cüz 18

Okuma tercihleri

Arapça tilâvet · Mişârî el-Afasî (ayet ayet)

A

سورة المؤمنون

Sure 23 · Al-Mu'minun

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

Müminun · 1. ayet

قَدْ اَفْلَحَ الْمُؤْمِنُونَۙ 1

1 Mü'minler, gerçekten kurtuluşa ermişlerdir.

Müminun · 2. ayet

اَلَّذ۪ينَ هُمْ ف۪ي صَلَاتِهِمْ خَاشِعُونَۙ 2

2 Onlar ki, namazlarında derin saygı içindedirler.

Müminun · 3. ayet

وَالَّذ۪ينَ هُمْ عَنِ اللَّغْوِ مُعْرِضُونَۙ 3

3 Onlar ki, faydasız işlerden ve boş sözlerden yüz çevirirler.

Müminun · 4. ayet

وَالَّذ۪ينَ هُمْ لِلزَّكٰوةِ فَاعِلُونَۙ 4

4 Onlar ki, zekatı öderler.

Müminun · 5. ayet

وَالَّذ۪ينَ هُمْ لِفُرُوجِهِمْ حَافِظُونَۙ 5

5 Onlar ki, ırzlarını korurlar.

Müminun · 6. ayet

اِلَّا عَلٰٓى اَزْوَاجِهِمْ اَوْ مَا مَلَكَتْ اَيْمَانُهُمْ فَاِنَّهُمْ غَيْرُ مَلُوم۪ينَۚ 6

6 Ancak eşleri ve ellerinin altında bulunan cariyeleri bunun dışındadır. Onlarla ilişkilerinden dolayı kınanmazlar.

Müminun · 7. ayet

فَمَنِ ابْتَغٰى وَرَٓاءَ ذٰلِكَ فَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْعَادُونَۚ 7

7 Kim bunun ötesine geçmek isterse, işte onlar haddi aşanlardır.

Müminun · 8. ayet

وَالَّذ۪ينَ هُمْ لِاَمَانَاتِهِمْ وَعَهْدِهِمْ رَاعُونَۙ 8

8 Yine onlar ki, emanetlerine ve verdikleri sözlere riayet ederler.

Müminun · 9. ayet

وَالَّذ۪ينَ هُمْ عَلٰى صَلَوَاتِهِمْ يُحَافِظُونَۢ 9

9 Onlar ki, namazlarını kılmağa devam ederler.

Müminun · 10. ayet

اُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْوَارِثُونَۙ 10

10 İşte bunlar varis olanların ta kendileridir.

Müminun · 11. ayet

اَلَّذ۪ينَ يَرِثُونَ الْفِرْدَوْسَۜ هُمْ ف۪يهَا خَالِدُونَ 11

11 Onlar Firdevs cennetlerine varis olurlar. Onlar orada ebedi kalacaklardır.

Müminun · 12. ayet

وَلَقَدْ خَلَقْنَا الْاِنْسَانَ مِنْ سُلَالَةٍ مِنْ ط۪ينٍۚ 12

12 Andolsun, biz insanı, çamurdan (süzülmüş) bir özden yarattık.

Müminun · 13. ayet

ثُمَّ جَعَلْنَاهُ نُطْفَةً ف۪ي قَرَارٍ مَك۪ينٍۖ 13

13 Sonra onu az bir su (meni) halinde sağlam bir karargaha (ana rahmine) yerleştirdik.

Müminun · 14. ayet

ثُمَّ خَلَقْنَا النُّطْفَةَ عَلَقَةً فَخَلَقْنَا الْعَلَقَةَ مُضْغَةً فَخَلَقْنَا الْمُضْغَةَ عِظَاماً فَكَسَوْنَا الْعِظَامَ لَحْماًۗ ثُمَّ اَنْشَأْنَاهُ خَلْقاً اٰخَرَۜ فَتَبَارَكَ اللّٰهُ اَحْسَنُ الْخَالِق۪ينَۜ 14

14 Sonra bu az suyu "alaka" haline getirdik. Alakayı da "mudga" yaptık. Bu "mudga"yı da kemiklere dönüştürdük ve bu kemiklere de et giydirdik. Nihayet onu bambaşka bir yaratık olarak ortaya çıkardık. Yaratanların en güzeli olan Allah'ın şanı ne yücedir!

Müminun · 15. ayet

ثُمَّ اِنَّكُمْ بَعْدَ ذٰلِكَ لَمَيِّتُونَۜ 15

15 Sonra (ey insanlar) siz bunun ardından muhakkak öleceksiniz.

Müminun · 16. ayet

ثُمَّ اِنَّكُمْ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ تُبْعَثُونَ 16

16 Sonra yine muhakkak siz, kıyamet gününde (tekrar) diriltileceksiniz.

Müminun · 17. ayet

وَلَقَدْ خَلَقْنَا فَوْقَكُمْ سَبْعَ طَرَٓائِقَۗ وَمَا كُنَّا عَنِ الْخَلْقِ غَافِل۪ينَ 17

17 Andolsun, biz sizin üzerinizde yedi yol yarattık. Biz yarattıklarımızdan habersiz değiliz.